Yazdır

İş Cinayetleri AKP’nin Taşeron Düzeninin Eseridir!

Aktif .

Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun (TTK) Kozlu Müessesesi'ne ait kömür ocağında dün metan gazı patlaması sonucu göçük altında kalan 8 işçi yaşamını yitirmiştir. Ayrıca, Erzurum- Bingöl karayolunda kar temizleme çalışması yapan kepçenin üzerine çığ düşmesi sonucunda bir makine operatörü hayatını kaybetmiştir. KESK olarak hayatını kaybeden işçilerin ailelerine başsağlığı, yakınlarına sabırlar diliyoruz.

Türkiye'de geçtiğimiz 10 yılda yaklaşık 11 bin işçinin benzer cinayetlerde hayatını kaybetmesi yaşananların kaza değil seri cinayet olduğunu göstermektedir. Bu gerçekliğe rağmen iş cinayetlerini hala "takdiri ilahi" diyerek kadermiş gibi gösterenler gerçeği gizleyerek sorumluluktan kaçabileceklerini sanmaktadır. 2010 yılında yine Zonguldak'ta meydana gelen iş cinayeti sonrasında Başbakan Erdoğan'ın "bu mesleğin kaderinde ölüm var" sözleri hala hafızlardaki tazeliğini korumaktadır.

Oysa gerçekler hiçbir tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır. Her geçen yıl artan iş kazaları, yaralanmalar, sakat kalmalar, ölümler işçilerin alın yazısı değildir. Aşırı kar hırsıyla; güvencesiz, esnek ve kuralsız, taşeron çalışmayı yaygınlaştıran düzenleme ve uygulamalar iş cinayetlerinin temel sebebidir. Bu durumun doğal sonucu olarak iş cinayetlerinin çok büyük bölümü işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini maliyet olarak gören taşeron firmalarda yaşanmaktadır. Geçtiğimiz Kasım ayı sonunda Eti Bakır Samsun işletmesinde 5 işçinin hayatına mal olan iş cinayeti gibi dün Kozlu'da meydana gelen iş cinayetinin arkasında da bu temel gerçeklik vardır. Her iki cinayette de hayatını kaybedenler taşeron firma işçisidir.

AKP hükümeti ise artmaya devam eden iş cinayetleri karşısında gerçekçi önlemler almayı ertelemektedir. Evlerini ısıtmak için kendi çıkardıkları kömürü bile para ile satın almak zorunda bırakılan maden işçileri aşırı kar hırsına kurban verilirken AKP iktidarı taşeron çalışmanın kapsamını daha da genişletmeyi hedeflemektedir.

Ülkemiz İş "kaza"larında dünyada üçüncü Avrupa'da birinci sırada olmasına rağmen adında bile işçiye yer vermediği "İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu" ile övünmektedir. İş kazalarında sorumluluğu işverenin maaşını vererek istihdam ettiği İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanının üzerine yıkan bir kanundan medet ummaktadır. Müstakil olunmasıyla övündüğü çerçeve kanunun uygulanmasına ilişkin hazırladığı onlarca yönetmeliği sendikalara göndererek; "bakanlığımızca hazırlanan söz konusu yönetmelik hakkında ..... tarihine kadar görüş bildirmediğiniz takdirde olumlu görüş vermiş kabul edileceksiniz" biçiminde resmi yazılar göndermektedir.

Oysa her zaman söylediğimiz gibi işçi cinayetleri gerçekten önlemek isteniyorsa yapılacak olanlar açıktır. Başta sendikal nedenlerle işten çıkarmalar, esnek, kuralsız, güvencesiz koşullarda çalıştırma yasaklanmalıdır. Sermayenin, taşeronların çıkarlarını değil işçinin sağlığını ve güvenliğini temel alan yasal düzenlemeler yapılmalı, çalışan sayısına bakılmaksızın bütün çalışanların bu düzenlemelerden faydalanması sağlanmalıdır. Tüm çalışanlara insan onuruna yakışır çalışma koşulları ve ücret verilmesi sağlanmalı, iş cinayetlerinin en başta gelen sebebi olan taşeron çalıştırma sistemine son verilmelidir. AKP iktidarı bu asgari koşullar yerine getirilmediği sürece yaşanan iş cinayetlerindeki sorumluluğundan kurtulamayacaktır. 8 Ocak 2013

Yürütme Kurulu