Özelleştirme yağmadır, Kamulaştırma haktır…!

Özelleştirme yağmadır, kamulaştırma haktır…!

Kaynaklar halkındır…

TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu bünyesinde yakın zamanda gerçekleşen görüşmelerde…

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Nevzat Şatıroğlu…

TPAO, BOTAŞ, Eti Maden ve TEİAŞ gibi Türkiye’nin en stratejik ve dev kamu kuruluşlarının yönetim yapısında köklü bir değişikliğe gidileceğini açıkladı…

Bakan Yardımcısı, bu kurumların daha hızlı karar alabilmesi, küresel piyasalarda rekabetçi olabilmesi ve verimliliğin artırılması amacıyla “kamu mantığıyla değil, özel sektör mantığıyla” yürütülmesini öngören bir yasa taslağı hazırladıklarını ve bu yapısal dönüşümün ilk olarak Türkiye Petrolleri (TPAO) ile başlatılacağını ifade etti…

Enerji, madencilik (özellikle Türkiye’nin dünyada lider olduğu bor madeni) ve petrol gibi alanlar…

Ülkenin egemenliği ve arz güvenliği için hayati önem taşır…

Bu kurumların özel sektör kâr mekanizmasıyla yönetilmesi, toplumsal fayda yerine ticari kârın öncelenmesine ve stratejik güvenlik riskine yol açar…

Kamu kurumlarının “özel sektör mantığına” büründürülmesi…

Gelecekte, bütünüyle özelleştirilmelerinin veya yabancı/yerli sermayeye parça parça devredilmelerinin yasal ve yapısal zeminini hazırlama girişimidir…

Madencilik ve enerji sektörleri…

Bir ülkenin ekonomik bağımsızlığının, ulusal güvenliğinin ve toplumsal refahının temel yapı taşlarıdır…

Son otuz yılda dünya genelinde ve ülkemizde rüzgârı arkasına alan özelleştirme politikaları, bu stratejik alanları, piyasacı anlayışın insafına bırakmıştır…

Ancak madencilik ve enerjinin doğası…

Kâr maksimizasyonu güden özel sektör mantığıyla uyuşmaz…

Bu iki hayati sektörde kamuculuğu savunmak, sadece ekonomik bir tercih değil…;

Toplumsal adaleti, iş güvenliğini, doğayı ve geleceğimizi koruma mücadelesidir…

Enerji ve yeraltı kaynakları, ikame edilemez ve hayati öneme sahip varlıklardır…

Bir ülkenin sanayisi, tarımı ve halkın günlük yaşamı kesintisiz ve ödenebilir enerjiye bağlıdır…

Enerji ve madenlerin kontrolü özel şirketlerin eline geçtiğinde…

Bu kaynaklar halkın ortak çıkarı için değil, dar bir azınlığın kâr marjını artırmak için kullanılır…

Kamucu bir yaklaşım, ulusal kaynakların yabancı veya yerel sermayenin tekeline geçmesini engeller ve devletin kriz anlarında (savaş, salgın hastalık veya ekonomik ambargolar gibi) esnek ve korumacı politikalar geliştirmesini sağlar…

Madencilik ve enerji, yeryüzünün ve o topraklarda yaşayan halkın ortak mirasıdır…

Bu mirası özelleştirme adı altında piyasanın vahşi rekabetine açmak, geleceğimizi ipotek altına almaktır…

Madencilik ve enerji sektörleri, bir ülkenin can damarı, halkın ortak malı ve ulusal güvenlik meselesidir…

Kamusal yönetim, kârı değil kesintisiz ve ucuz hizmeti esas alır…

Enerjisini ve yeraltı kaynaklarını uluslararası tekellerin insafına bırakan bir devlet, bağımsızlığını kaybetmiş demektir…

Ulusal kaynaklar üzerindeki denetim, ancak tam kamusallaştırma ile sağlanır.

Bugün ihtiyacımız olan şey…

Elbette, verimsiz ve hantal bürokratik yapılar değil..;

Liyakatı esas alan, Şeffaf, Demokratik, Hesap verebilir…

Çalışanın ve halkın yönetimde söz sahibi olduğu bir kamuculuk anlayışıdır…

 

   KESK/ESM MERKEZ YÖNETİM KURULU

ESM Genel Merkez

72 Yazı