
BASINA VE KAMUOYUNA
Şili’de 2 aydır yerin 700 m. altında mahsur kalan işçiler kurtarılmaya başlamıştır. İlk işçilerin çıkmasıyla madencilik tarihi önemli bir anını yaşıyor. İnsana, yaşama verilen bu değer, yapılan yatırımlar oldukça önemlidir. Yaşananlar tüm dünyaya özellikle ülkemize örnek olmalıdır.
Koşullar birebir aynı olmamakla beraber ülkemizde de benzer kazalar yaşanmaktadır. Benzer mahsur kalmalarda, iş kazalarında, grizu patlamalarında tüm duyular harekete geçer. Hamaset dolu laflar ve duyarlılıklar kabarır. Ancak zaman geçtikte söylenenler unutulur, önlemler unutulur, vaatler unutulur, unutturulur.
Ülkemizde Zonguldak Karadon’da 17 Mayıs’da yaşanan ve 30 madencinin hayatını kaybettiği kaza daha belleğimizde yeni. Bu ölen işçilerden 2’sinin hâlâ cesetleri çıkartılamadı. Çıkartılması konusunda da ne yapıldığı, ne aşamada olduğu da belli değildir. Nasıl ve ne tür işlemler yapıldığı da belli değildir. Hiçbir açıklama yapılmayan bu konu Çin hükümeti ve Çinli şirketle bürokratik engellere terk edilmiş durumdadır.
Bu durum ise insana, yaşama verilen önemi göstermektedir. İki emekçi arkadaşın cesetlerini çıkartmakta gözüken ilgisizlik, çaresizlik ve sorumsuzluk insana verilen değeri göstermektedir. Bu da ülkemizin işçi sağlığı, işgüvenliği ve yaşam hakkı konularında karnesinin ne kadar zayıf olduğunun göstergesidir.
Kazaların olduğu anda hamaset nutukları atıp, sözler verenlere sormak gerekir. Hani son ceset çıkana kadar iki Bakan Zonguldak’ı terk etmeyeceklerdi. Hani bu konuda gerekli hassasiyetler gösterilip tekrar yaşanmaması için önlemler alınacaktı. Ailelerin yaraları sarılacaktı. Açıkçası tüm bu söylenenlerin samimiyetini ve ne yapıldığını kamuoyu vicdanına bırakıyoruz. Bu iki madencinin cesedi en kısa sürede çıkartılmalı, hükümet ve yetkililer seferber olmalıdır.
Şili’de yaşanan bu duyarlılığa emekçilerin dayanışması ve işkolumuz adına teşekkür ediyoruz. Türkiye’deki yetkilileri de bundan ders almaya ve gereğini yapmaya davet ediyoruz.13/10/2010
MERKEZ YÖNETİM KURULU





