
İktidar yeni zamlarla, vergilerle tüm emekçiler için yaşam koşullarını zorlaştırmaya; cebimizdeki yangını büyütmeye devam ediyor. Bunun son örneğini elektrik faturaları için yapılan son düzenlemeyle yaşadık. EPDK’nın yaptığı ve 1 Ocak 2026 yılından itibaren geçerli olacak son düzenlemeyle birlikte faturalar üzerindeki devlet desteği azaltılırken; milyonlarca hane, serbest piyasa tarifelerinin yansıtıldığı faturalarla karşılaşacak. Elbette, iktidar bunu zam olarak adlandırmıyor; ancak düzenlemenin ayrıntılarına bakıldığında halka ciddi bir kazık atılacağı açıkça ortadadır.
Peki yeni düzenleme nasıl işleyecek?
Düzenlemeyle yıllık elektrik tüketimi 4 bin kilovat ve üzeri üzerinde olan aboneler, yani yıllık elektrik faturaları toplamı 11.800 TL ve üzeri olanlar sübvansiyon hakkını kaybedecek. Yani aylık elektrik tüketimi 333 kilovatsaat olan bir konut abonesinin aylık 984 TL gelen elektrik faturası, 2026 yılında 1935 TL’ye yükselecek. Yani faturalar % 97 oranında zamlanacak.
Bu karar abonelerin yaklaşık yüzde 6’sını yani 2,5 milyon haneyi doğrudan etkileyecek. Yaz ve kış aylarında klima kullanmak zorunda kalan aboneler, çocuk sayısı yüksek olan aileler gibi pek çok kesim yeni düzenlemenin mağduru olacaktır.
Öncelikle şunu hatırlatmakta fayda görüyoruz. Elektrik, doğalgaz yani yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli enerjiye erişim en temel insan haklarından birisidir. Bu hakkın kamu eliyle, ucuz ve güvenilir koşullarda sağlanması gerekmektedir. Ancak hemen her alanda olduğu gibi iktidar enerjiye erişimi de giderek zorlaştırmaktadır. AKP döneminde kamu elindeki neredeyse bütün elektrik dağıtım şirketleri sermayeye peşkeş çekilmiştir. Yetmemiş bu şirketleri ayakta tutmak ve daha da büyütmek uğruna sayısız vergi affı ve teşvik verilmektedir. Peki halk olarak karşılığında ne görüyoruz? Bunun karşılığını hemen her fırsatta zamlarla, kar hırsının getirdiği ölümlerle almaktayız.
Diyarbakır ve Mardin’de elektrik hatlarından kaynaklanan yangın sonucunda 15 insanımız yaşamını yitirmişti. İzmir’de iki insanımız, bakımı yapılmayan elektrik kaçağı sonucu sokak ortasında feci şekilde can vermişti. Sorumluluklarını yerine getirmeyen, gerekli önlemleri almayan hiçbir şirket yetkilisinin yargı önünde bu ölümlerin hesabını verdiğini; kar hırsı uğruna canlarımızın yitip gitmesine neden olan bu özelleştirmeci mantığın sorgulandığını gördük mü? Hayır! Aksine ödüllendiriliyorlar: Mesela İzmir’de iki insanımızın ölümüne neden olan Gediz Elektrik şirketinin üç yıl boyunca tek kuruş vergi vermediği ortaya çıkmıştı. Vatandaşın ümüğünü sıkmakta mahir olan Mehmet Şimşek efendi bunu biliyor elbette; ancak onların iktidarının gücü şirketlere değil halka yetmektedir.
İktidar, elektrik faturalarını her fırsatta şişirerek bu şirketlerin daha da büyümesinden başka birşey yapmamaktadır. Emekçiler olarak bir yandan piyasacı mantığın yol açtığı trajedilerle, diğer yandan karşı karşıya kaldığımız trajedilerle sınanmaya devam ediyoruz.
ESM olarak bir kez daha şunu vurgulamak istiyoruz: En temel insan ihtiyaçlarından olan enerji, piyasanın açgözlülüğüne terk edilemez!
Talebimiz şudur: Elektrik dağıtım şirketleri derhal kamulaştırılmalı ve halkın ucuz ve güvenli bir şekilde enerjiye erişimi sağlanmalıdır!
Elektrikte soygunu büyütecek olan düzenleme derhal geri çekilmelidir!
Tüm halkımızı bu soygunu durdurmak için vereceğimiz mücadelede yan yana durmaya çağırıyoruz!





