
Bizler, ülkemizin toprak ve su kaynaklarını geliştirerek; halka altyapı hizmetlerini nitelikli ve ulaşılabilir kılmak için baraj, gölet, sulama tesisi, içme suyu, enerji tesisi ile her türlü su yapılarını yapan, ve ülkemizin hizmetine sunan DSİ çalışanları, kamu emekçileriyiz.
Kurumumuz, DSİ Genel Müdürlüğü; kurulduğu günden bugüne yarım asırdır. Kurumsal görevlerini Genel Müdürlük, 26 Bölge müdürlüğü ve her ildeki şubeleri ile her gün halkımıza hizmet veren bir altyapı kurumudur.
DSİ Genel Müdürlüğü; dünden bugüne 6200 sayılı yasası ile suyun yönetimini, geliştirilmesini, denetimli ve rasyonel kullanımı görevini yüklenmiş ve yerine getirmiştir.
DSİ Genel Müdürlüğü yarım asırdır bu teknik görevi başarı ile yürüten Türkiye deki tek uzman kuruluştur. Bundan sonra da bu görevleri özel sektöre devredilmemelidir.
Bilindiği üzere 12 haziran seçimleri sonrası yeni hükümet bazı bakanlıkları yeniden yapılandırdı. DSİ genel müdürlüğü de bu yapılanmada yeni bir bakanlığa bağlanmıştır. Bu kapsamda en çok bakanlık değiştiren DSİ Genel Müdürlüğü olmuştur. Adeta kişilere endeksli olarak sürekli bakanlık değiştirmiştir. Şimdiye kadar Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı ve son olarak ta, yeni oluşturulan Orman ve Su İşleri Bakanlığına bağlanmıştır. 6200 sayılı yasa ile kurulan DSİ Genel Müdürlüğü, Teşkilat ve görevleri de, kanun hükmünde kararname ile değiştirilmek istenilmektedir.
Söz konusu kararname taslakları sendikamız ESM ve DSİ çalışanlarından gizlenerek kapalı kapılar ardında hazırlanmaktadır. Yani yarım asırdır su politikaları hakkında deneyime ve bilgi birikimine sahip kamu emekçilerine hiç bir şey sorulmamaktadır.
Buradan, AKP İktidarına ve Bürokratlarına sesleniyoruz; su politikalarını ve ülkenin su kaynaklarını geliştiren DSİ çalışanlarından, Sendikamız ESM’ den ve halktan bir şey saklamayın gizlemeyin.
Taslağınızda yer alan, DSİ nin her görev ve yetkisinden sonra, “yaptırır ve devreder” ibarelerini çıkartın.Halkın hakkı ve malı olan su, ancak kamu eliyle denetlenmeli, yönetilmeli ve geliştirilmelidir. Bu nedenle, yeni hazırlanan yasa taslağında, kamudan özel sektöre devredilen tüm düzenlemeler çıkartılmalıdır. Dün olduğu gibi, bugün de uzman kuruluş olan Kurumumuz, bu hizmeti yürütmelidir.
Sevgili Kamu emekçileri ve basının değerli mensupları;
DSİ Genel Müdürlüğü içme suyu barajlarını belediyelere, sulama barajlarını ve göletlerini sulama birliklerine, HES projelerini özel şirketlere devretmiştir. Son olarak Su Yapıları Kontrol Yönetmeliği ile, kontrol işlerini de özel şirketleri yetkilendirerek özelleştirme kapsamına almıştır. Bunun sonucunda, suyun kullanım hakkı kamunun denetiminden çıkmıştır. Oysa suyun kullanım hakkı Kamunun denetiminde olmalıdır. Herkesin bildiğini bir daha tekrarlarsak, SU HAKTIR SATILAMAZ…
Halkın yaşamını tehdit eden ve tüm derelerimizi kurutan, HES projelerine derelerin kardeşçe direnişi ile izin vermedik, vermeyeceğiz. Munzur’dan fırtına vadisine HES’lere karşı eylemler gerçekleştireceğiz. Ülkemizin derelerini kurutan, HES projelerine, su yapıları yönetmelikleri ile geçit vermeye çalışanlara, İzin vermeyeceğiz. Suyu özelleştirme girişimine kapı aralayan “Özelleştirme Yönetmeliğinizi” bir defa iptal ettirdik, hiç kuşkunuz olmasın ki, bir daha iptal ettireceğiz.
HES projelerini halkımızın, sivil toplum örgütlerinin, sendikamız ESM ve TMMOB’ un daha da önemlisi burada yaşayan halkın isteklerine uyarak uygulayın. Her gördüğünüz derenin üzerine rant için HES kurdurmaktan vazgeçin, Halkın derelerinden elinizi çekin, üç beş şirkete para aktarmakla enerji üretiyoruz yalanından vazgeçin. ESM, ülkemiz hidroelektrik potansiyelinin en rasyonel biçimde kullanılmasından yanadır. Ancak; her derenin üzerine birkaç tane HES lisansı vererek canlıların vazgeçilmez yaşam hakkı olan suyun, fiilen özelleştirilmesini de kabul etmemiz mümkün değildir.
Ülkenin bütün kardeş derelerine HES kurmak isteyen zihniyete, bundan 300 yıl önce kızıl derili liderinin beyaz adama söylediği şu sözlerini bizde özelleştirmeci ve yağmacılara hatırlatırız;
“Son nehir kuruduğunda, son ağaç kuruduğunda, son balık öldüğünde, paranın yenmeyen bir şey olduğunu öğreneceksiniz.”
Suyu özelleştirmekten vazgeçin, Çünkü hep söyledik söylemeye devam edeceğiz SU HAKTIR SATILAMAZ…
Sevgili kamu emekçileri değerli basın mensupları,
DSİ çalışanları olarak, ülkenin Hakkari’sinden, Edirne’ sine, bu ülkenin su yapılarını hizmete sunduk ve yıllarca da işlettik, ancak DSİ emekçileri, bu yaptıklarının karşılığını alamamıştır.
Her yeni Bakan ve Genel müdür, DSİ çalışanlarının sorunlarını çözeceğini, çalışanların özlük haklarını düzelteceğini taahhüt etti. Ama biz yaşayarak öğrendik ki, bunlar boş laftan öteye gidemedi.
Sendikamız ESM, DSİ çalışanlarına uygulanan haksız politikalara karşı mücadelesine kararlı bir şekilde devam etmektedir.
Bu süreçte neler yaptık;
- Dilekçeler Topladık.
- Basın açıklamaları gerçekleştirdik.
- Bakanlara ve TBMM sine dilekçeler gönderdik,
- Meclise yürüdük, engellendik, yılmadık bu gün yine buradayız…
TALEPLERİMİZ;
- DSİ’nin görev ve yetkileri, özel sektöre devredilmemeli,
- DSİ’nin yeniden yapılanmasında, DSİ çalışanları sendikalar ve meslek örgütleri vasıtasıyla, söz ve karar sahibi olmalı,
- DSİ’de görevde yükselme sınavı yapılmalı,
- Eşit işe eşit ücret verilmeli,
- DSİ çalışanlarının ek ödeme mağduriyeti giderilmeli,
- DSİ çalışanlarına yıl içinde 6 maaş ikramiye verilmeli,
- DSİ çalışanlarının arazi harcırahları arttırılmalı,
- DSİ birçok Bakanlığa bağlı çalışmasından dolayı farklı kurumlardaki kişiler hala lojmanları işgal etmektedir. İşgal edilen lojmanlar çalışanlara iade edilmeli,
- Fazla mesai ücretleri, günün koşularına uygun hale getirilmeli,
- Yeniden yapılanma adı altında, DSİ çalışanlarının çalışma yerleri değiştirilerek mağdur edilmemelidir.
Saygılarımızla…
YAŞASIN ESM YAŞASIN ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZ…
ESM GENEL MERKEZİ
11/08/2011





