
Kendi yerli kaynaklarımız kullanılmazken elektriğin %45’si ithal doğalgaz ile üretilmektedir. Doğalgazın %100’ü ise ithal edilmektedir. Petrol fiyatları arttıkça doğalgaz fiyatları da artmaktadır. Doğalgaz fiyatları arttıkça elektrik fiyatları da artmaktadır.
Alım garantili, ayrıcalıklı, imtiyazlı, elektrik santrallerinin Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet (Yİ), İşletme Hakkı Devri (İHD) uygulamasının elektrik üretimindeki payı giderek artmaktadır. Bunun sonucunda da “ya al ya öde” anlaşmalarıyla alım garantili, ayrıcalıklı özel elektrik kuruluşlarından çok yüksek fiyatlarla elektrik alınmaktadır. Örnek vermek gerekirse; kamu kuruluşlarının elindeki tüm doğalgaz, kömür ve hidrolik santrallerden elde edilen 1kwh elektriğin ortalama maliyeti 3.25 cent/kwh dolayında iken özel sektörden alınan 1 kwh elektriğin ortalama birim fiyatı ise 9.3 cent/kwh dolayındadır. Yani, özel sektörden üç kat daha yüksek fiyatla elektrik alınmaktadır.
Elektriğin ucuzlatılabilmesi için kademeli olarak doğal gaz bağımlılığından kurtularak kendi doğal kaynaklarımıza yönelmeliyiz. Çünkü, yerli linyit kaynaklarımızın ortalama %60’ı, hidrolik kaynaklarımızın %70’i rüzgar ve jeotermal potansiyelin ise neredeyse tamamı kullanılmamaktadır.
Diğer taraftan, 30 parçaya bölünen TEK eski konumuna getirilirse maliyetler daha da düşecektir. “Ya al ya öde” anlaşmalı, ayrıcalıklı “Yap-işlet-devret”, “yap-işlet”, “işletme hakkı devri” gibi imtiyaz verilerek gerçekleştirilen özelleştirmelere son verildiğinde elektrik fiyatları en az yarı yarıya inebilecektir. Elektrikten alınan KDV %18’den %1’e indirildiğinde elektrik fiyatları daha da ucuzlayacaktır. Elektrikteki kayıp kaçakların indirilmesine yönelik teknik, idari ve sosyal önlemlerin alınması elektrik fiyatlarının % 10 dolayında ucuzlamasına katkı sağlayabilecektir.
Buradan da anlaşılmaktadır ki, yukarıda belirttiğimiz şekilde, elektriğin ucuzlatılabilmesi için alınması gerekli önlemlerin tam tersi dışa bağımlı ve yanlış enerji ve elektrik üretim politikaları uygulandığından dolayı elektriğe otomatik zam kararı kaçınılmaz olmaktadır. Kısaca, yanlış enerji politikaları ve kararları ülkemizin enerji ve elektrik sorununun büyümesine ve çıkmaza girmesine neden olmuştur. Bu anlamda Enerji, hayatımızın her alanında etkili olduğundan enerji alanındaki açmazdan yalnızca tüketiciler değil, sektördeki çalışanlar ve ülkemizin sanayisi de büyük ölçüde etkilenecektir. Sonuç da bu zamlar yaşamın tüm alanını ve Türkiye ekonomisini etkileyerek telafisi imkansız sonuçlara neden olacaktır.
Bu nedenle, THD ve ESM olarak elektrikte otomatik zam kararı olan 14.02.2008 tarih ve 2008/T-5 karar numaralı “Enerji KİT’lerinin uygulayacağı Maliyet Bazlı Fiyatlandırma Mekanizmasının Usul ve Esasları Hakkında Kararının iptali, öncelikle yürütmenin durdurulması istemiyle dava açmış bulunuyoruz.
ENERJİ SANAYİ VE MADEN TÜKETİCİ HAKLARI DERNEĞİ
KAMU EMEKÇİLERİ SENDİKASI