
Sendikamız Toplu İş Sözleşmesi çağrısı yapmak amacıyla 12 Ağustos 2009, Çarşamba günü, saat 13:00’de Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde basın açıklaması yapmıştır.Basın Açıklaması metni ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na sunduğumuz TİS çağrısı aşağıdadır.
Bu yıl geçen yıllardan biraz daha farklı olacak. Hepimizin bildiği gibi bir yıldır kapitalist sermaye kriz yaşamakta ve bu krizin faturası biz emekçilere ve dünya halklarına ödettirilmeye çalışılmaktadır. Bu krizden ülkemiz çalışanları ve halkı da nasibini almaktadır. Biz emekçiler, insanca yaşayacak bir standardı yakalayamadığımızdan krizi sürekli yaşamaktayız. Buna ek olarak bir de sermayenin krizinin bedelini de ödememiz isteniyor.
Onyıllardır ülkemizde uygulanan taşeronlaştırma ve özelleştirme politikaları sonucu sosyal güvencesiz, iş güvencesiz ve esnek çalışma koşulları yaratılmıştır. Bunun sonucu ortaya çıkan istihdam daralmasına, işsizliğe bugün birde krizin getirdiği olumsuzluklar eklenmiştir. Kriz sonucu milyonlar işlerinden olmuş, ücretsiz izine çıkartılmış, yarım ücrete mahkum edilmiş kısacası açlığa ve sefalete terk edilmişlerdir. İşten çıkartılanlar yıllarca ödemiş oldukları işsizlik fonundan daha az nasıl yararlandırılırın yolları aranmakta, daha az ödeme planlanmakta ve özel istihdam büroları ile bu fonu sermaye kesimlerine aktarmanın yollarını aramaktadırlar.
Bu yetmezmiş gibi yandaş sendikaları ve kurumları yanlarına alarak krizi aşmak için pazara çıkma kampanyaları düzenlemektedirler. Hangi para ile çıkacakları sorulduğunda ise çalışanların parası var denilmektedir.
Onun için bu yıl ki Toplu Görüşme süreci bizim için daha bir önem kazanmaktadır. Bu görüşmelerde kamu emekçilerinin yıllarca düşük tutulan maaş artışları sonucu gerileyen alım gücünün telafi edilmesi yanında tüm kriz mağdurlarının ve yoksulların iş güvencelerini ve de yaşam koşullarının iyileştirilmesini de talep edeceğiz.
Öncelikle buradan siyasi iktidara ve oynanan oyunun parçası olan konfederasyonlara seslenmek istiyorum. Yıllardır aynı orta oyunu milyonlarca halkın önünde oynanıyor. Görüşmelerden çalışanlar lehine sonuç çıkmıyor, çıkan sonuçlar uygulanmıyor.
Bunun aksini ifade eden hiçbir kişi ve kurum yok. Bunu tek savunan ancak bizim haklılığımızı bilen ve seçim önceleri gereğini yapacağız deyip sonra bildiğini okuyan ve yasanın arkasına sığınıp çalışanların umutlarını boşa çıkartan AKP’dir. Her fırsatta demokrasiden, demokratlıktan dem vuran, kendilerinin açık ve şeffaf olduklarını iddia eden, kendilerine demokrat, AKP iktidarıdır. Hükümet her yıl olduğu gibi bu yıl da 2010 yılında verilecek zammı %5 açıklayarak görüşme sürecini manipüle ederek boşa çıkartmıştır.
Gelin bu oyunun parçası olmayın.
Gelin Toplu Sözleşme hakkımızı tanımayan bu iktidarla masaya oturmayalım. Gelin basına yansıyan “TOPLU SÖZLEŞME YOKSA MASAYA OTURMAYACAĞIZ” ortak kararının arkasında durun. Siyasi iktidar önce var olan bu hakkımız için kafalarındaki prangalardan mı kurtaracak, yasal düzenleme mi yapacak onu yapsın masaya öyle gidelim. Artık bu kadar kişi ve kurum havanda su dövmekten vazgeçelim. Boşa zaman harcamaktan vaz geçelim.
Evet bugün örgütlü olduğumuz Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bu taleplerimizi sizlerin aracılığı ile birkez daha duyurmak ve TİS talebimizi iletmek için toplandık. Ana hatları ile taleplerimizi birkez de sizin huzurunuzda yineliyoruz.
•Taşeronlaşma ve özelleştirme uygulamalarından vazgeçin.
•Kamuda ve taşeron firmalarda farklı statüdeki tüm çalışanları kadroya geçirin.
•Asgari ücretten vergiyi kaldırın ve vergi adaleti sağlayın. Dolaylı vergileri azaltın.
•İşten çıkarmaları yasaklayın. Çıkartılanlara yurttaşlık ücreti ödeyin.
•Eşit işe, eşit ücretin gereği ücretleri eşitleyin.
•Kurumlar arası farklılık gösteren ek ödemeleri eşitleyin.
•Tüm ödemeleri maaşa yansıtarak emekli keseneği matrahına ekleyin.
•Çalışma yaşamı demokratikleştirin.
•TİS ve Grev hakkımızı kullanmamızı kabul edin, yasal düzenlemenizi yapın.
Konfederasyonumuzun aldığı kararla Toplu Sözleşme hakkımız için 13-14-15 Ağustos tarihlerinde İstanbul’dan ve Diyarbakır’dan Ankara’ya yürüyerek taleplerimizi dile getireceğiz.
Taleplerimiz gerçekleşinceye kadar mücadelemizi sürdürmekte kararlıyız.
ANKARA
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına göre “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, bunlar hakkında Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.”
Ayrıca 22.05.2004 tarihinde Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü eklenmiştir.
Son anayasa değişikliği ile birlikte sendikal hak ve özgürlükler açısından uluslararası belgeler ve sözleşmeler kanunlar karşısında öncelikle uygulama niteliği kazanmıştır. Yukarıda belirtilen ve onaylanan 98 sayılı ILO sözleşmesi iç hukukumuzla bütünleşerek bağlayıcılık kazanmıştır.
Nitekim konuyla İlgili olarak Danıştay Birinci Dairesi (Esas No: 2005/1067, Karar No: 2005/1363) 17.11.2005 tarihli kararında, TÜM BEL SEN ile Niğde Ulukışla Belediyesi arasında yapılan toplu sözleşmenin suç teşkil etmediğini, dolayısıyla kamu emekçileri sendikalarının toplu sözleşme yapmak hakkı olduğunu bir kez daha teyid etmiştir.
Ayrıca, Zonguldak İdare Mahkemesi, (Esas No: 2006/633, Karar No: 2006/11142) 14.09.2006 tarihinde; ILO Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı’na atıfta bulunmuş ve bu sözleşmelerde kamu emekçilerinin toplu sözleşme hakkının bulunduğunu belirtmiş ve Anayasa’nın 90. maddesi gereği bu sözleşmelerin iç hukukta uygulanmasını öncelikli olduğunu kabul etmiştir.
Ulusal mahkemelerin yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi TÜM BEL-SEN’in Gaziantep Belediyesi ile yaptığı toplu sözleşme ile ilgili olarak, 21 Kasım 2006 tarihli kararında;
“Toplu Pazarlık Sözleşmesinin İptali
Mahkeme, sendika ve belediye konseyi arasında yapılan Toplu Pazarlık Sözleşmesinin, sendikanın üyelerinin çıkarlarını koruması ve geliştirebilmesinde en önemli ve tek aracı olduğunu belirtmiştir, Buna göre, iki yıldır yürürlükte olan sözleşmenin iptali başvuru sahiplerinin dernek kurma özgürlüğüne aykırılık teşkil etmektedir.
Başvuru sahipleri, çıkarlarını korumak için toplu pazarlık sözleşmesi uygulamayı seçerken iyi niyetle hareket etmişlerdir. Türkiye, çalışanlara toplu pazarlık ve toplu sözleşme hakkını tanıyan, 1949 BM-ILO Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Sözleşmelerini (No.98) çok önceden onaylamıştır” diyerek TÜM BEL-SEN’in toplu sözleşme hakkının olduğunu belirtmiş ve bu hakkın ihlal edilmesi nedeniyle 20.500 euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Yukarıda belirtilen hukuksal dayanaklarımız çerçevesinde; Bakanlığınıza bağlı kuruluşlardan örgütlü olduğumuz Bakanlığınız, EÜAŞ (Elektrik Üretim A.Ş.), TEİAŞ (Türkiye Elektrik İletim A.Ş.), TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt A.Ş.), EİE (Elektrik İşleri Etüd İdaresi), MTA (Maden Tetkik ve Arama), TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu), PİGM (Petrol İşleri Genel Müdürlüğü), TKİ (Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu), TTK (Türkiye Taşkömürü Kurumu), Eti Maden İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü çalışanları adına ESM (Enerji, Sanayi, Maden Kamu Emekçileri Sendikası) olarak Bakanlığınız ile toplu sözleşme görüşmelerine başlanabilmesi için, Bakanlığınızı temsil edecek yetkililerin isimleri ile, ilk toplantının yer, gün ve saatinin tarafımıza bildirilmesini arz ederiz.
Saygılarımızla.





